"Neyin simgesi, kimin bedeni?" Türban tartışması üzerine…

turban_erkek.jpgVe bir kez daha memleketimizin üzerine karanlıklar mı çökeceği, yoksa aniden vicdan özgürlüklerinin aydınlığına mı boğulacağı kahvaltı soframızın, okul kantini aylaklıklarımızın ve iş arası bunaltılarımızın gündemine düşüverdi. Memleketçe karanlıkları ve aydınlıkları gözümüzün önüne ancak, memleket efradının yarısının her sabah aynaya baktığında karşısına çıkan o acaip şey, o kime ait olduğuna henüz karar verilememiş beden, yani kadın bedeni üzerinden getirmeye öylesine alışmış olmalıyız; başka türlü tahayyül edemiyoruz karanlık denen şey peçeli bir kadından gayrı neye benzer, aydınlık Türk bayraklı tişört giyerek meydanlara koşmuş makyajlı Türk kadınının güzelliğinden nice ne olabilir… Olsun varsın; değil mi ki sabah evde eşimiz, öğlen işte kadın patronumuz, akşam yolda kadın bir sürücü üzerinden tekrar tekrar muhabbet konusu etmişiz kadınların ev işlerinde maharetli, sürücülükte pek fena, ve lakin iş dünyasında etek boylarıyla orantılı olarak başarılı olabildiklerini; hazır muhabbet sıcakken neden devam etmeyelim medeniyetin ve çağın gereklilikleri ve kadınların saçlarının ne denli ve nerelerde gözüküp gözükmemesi gerektiğinden?

Ve işte yine kadın bedeni. Gelmiş geçmiş en güvenilir medeniyet barometresi. Kendinden başka her şeyin göstergesi olan, ötekinin sembolü, berikinin işaretçisi, demokrasinin ve cumhuriyetin en mühim meselelerinin vasıtası olup da, bir tek kendisi olamayan. İçi boş bir kütle gibi, bir karanlıkçılar bir aydınlıkçılar anlam üzerine anlam atfetsinler diye, bir oraya bir buraya savrulan bir beden. Türlü çeşitli –seküler ve ilahi- dinlere mensup, ve fakat tamamı ataerkiden muzdarip erkek ve kadınların kurtarıcılığına soyundukları, hele hele bir de otoriter biçimlerde uykudan uyanmaya çağıracak kadar zihinden yoksun farzettikleri, safi bir beden. Kadın bedeni.

Bu kadın bedeni bir şeyden kurtulacaksa işte üzerindeki bu yaftalardan, onu göstergeden, sembolden, vasıtadan müteşekkil varsayan yaftalardan kurtulacak. Birtakım âli amaçlar uğruna eğitim görmemeleri gerektiği söylenen kadınlar nihayet onlardan nicedir çalınmış olan bir haklarına kavuştular; ama Türkiye ne karanlığa boğuldu, ne de aydınlıklara ulaştı. Mesela kadınlar bedenlerini hâlâ erkek tasarrufunda deneyimledikleri için. Mesela 301 hâlâ yürürlükte olduğu için. Mesela mayınlar hâlâ insan öldürdüğü için. Mesela polis şiddeti devam ettiği, mesela asker gözetimi hiç kesilmediği, mesela kitleler sürekli yoksullaşmakta oldukları için. Ve mesela kadınlar sadece türban meselesine değil, diğer bütün bu sorunların tamamına en az erkekler kadar maruz kaldıkları için.

Kadın meselesine en azından teğet geçmeden anlamak zordur elbet dünyanın bütün büyük meselelerini; asıl mevzu bedeni sahibinin zihninden ayrı görmemekte, bedeni üzerine konuşulanın konuşmaya herkesten fazla hakkı olduğunu teslim etmekte.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s