Nip/Tuck: Bana nereni sevmediğini söyle!

-Özden ayrı, … –
İnsanlar vücutları aracılığıyla doğuyor, yaratılıyor, yaşıyor ve ölüyor. Vücut ‘esas’ olan! Ruhun doldurulduğu, bir kaptan fazlası olmalı. Şu an ise ‘vücut’ tüketim çağı ile beraber geçmişte olduğundan daha çok sahibine seçim şansı veriyor. Günümüz piyasası ve teknolojisi bana ‘vücut’ verebiliyor. Pembe saçlarımla marjinal, doğal bırakılmış saçlarımla sosyalist veya başörtümle islamist olabiliyorum. Bana takılacak bir silikon ise bana mutluluk verdiği sürece ben şişme bir bebeğim ve vücudum özden mahrum, plastiki ve yapay… Etçil varlığımı ben şekillendirdiğim sürece, onun üzerine hiçbir sosyal kod ben istemedikçe yapıştırılamaz. Nip/Tuck’ta da estetik doktoru kahramanlarımıza gelen müşteriler bunu istiyor: Kendilerinin seçtiği bir vücut ve onun sayesinde edinilecek bir değer…

Foucault’nun dediği gibi Nietzsche’nin tanımladığı vücuda tarihin getirdiği değerler yükleniyor ve bu tarih aslen vücudu yaratıyor(1). Bu yüzden vücut aslında çeşitli söylevlerin çatıştığı kamusal bir alandan başka bir şey değil. Nip/Tuck, Ryan Murphy tarafından 2003 yılından itibaren Amerikan televizyonlarında gösterilmeye başlanan ve Miami’nin en iyi estetik cerrahları Christian Troy ve Sean McNamara’yı konu eden bir Amerikan dizisi. Türkiye’de CNBC-e kanalında bu dizinin birinci sezonunu geçtiğimiz Aralık ayında tamamladık. Dizinin yaratıcısı Murphy, annesi onu Elizabeth Taylor’ın Henry Fonda ile olan evliliğinin geleceği için estetik ameliyat yaptırdığı film Ash Wednesday’ye götürdükten sonra ‘estetik ve neşter’ beraberliğine inanmış. Tüm dünyada estetik ameliyatının sıradanlaşmasından da gerekli ilhamı alan Nip/Tuck tüketim çağının görsellikte geçici özü yakaladığı kültürümüzün ve görüntüde mükemmelliğe ulaşma fantezisinin altını çiziyor. Çünkü günümüz kültüründe artık önce aynaya bakıyorum ve sonra o yansımadaki kişi ‘ben’ oluyorum. O yüzden Nip/Tuck’ın jenerik müziğinin dediği gibi “beni güzel yap! (make me beautiful)” bu anlamda çok da yerine oturuyor.

Ahlaki açıdan kuşkulu işler yapan baş karakterler, McNamara ve Troy, kusurlu kahramanlar olarak kusursuz güzellik için ameliyat yapıyorlar. Sübyancı bir rahibin delil olarak gösterilebilecek penisindeki leke izini yanlışlıkla silebiliyorlar. Eroin dolu torbaları mülteci kızların memelerinin altından çıkararak, tehdit edilerek de olsa, uyuşturucu kaçakçılarıyla işbirliği içine girmiş olabiliyorlar. Troy, kız arkadaşını lüks bir araba karşılığında bir geceliğine paylaşabilecek biri… Ama aslen estetikçiler, Tanrı’nın işine karıştıkları için ilk başta zaten suçlu durumundalar. Bu ana temanın en bariz bir şekilde verildiği bir bölümde McNamara, oğlunun sebebiyet verdiği bir trafik kazası sonucu yüzü dağılan kızı, dindar annesine karşı gelerek ameliyat ediyor ve onu kör olmaktan kurtardığı gibi çirkin olmaktan da kurtarıyor. Kör bir kadının estetikçilerimizden ona normal gören bir gözün görüntüsünü sağlamasını istemesinden yola çıkabileceğimiz gibi, özden uzak, yapay ama bizim kontrolümüz altında olan, kimliğin görüntüden türetildiği ‘imaj’ı değer alan bir dinin rahiplerinden başka bir şey değil Troy ve McNamara… Görüntü çağında mutlak ve nadir olmanın daha doğum anında esirgendiği ikiz kardeşler, bu nedenle estetikçilerimizin kapılarını çalıyorlar. Meme kanseri olan karısının acılarını paylaşmak isteyen koca, kahramanlarımızdan ona meme yapmasını istiyor. Troy ve McNamara bu örnekte olduğu gibi ‘doğal’ olarak adlandırılan cinsiyetlerle alay ediyor ve melez, geçişken vücutlar yapıyorlar. Veyahut karşılarındakine yüzeysel ve yalandan bir mutluluk sunarak onları özden yabancılaştırıp yoldan çıkarıyorlar. İnsan aslen hiçbir zaman özden nasibini alamadı, öyleyse niye bunu neşterle deşmeyelim ki?

-… yozlaşmaya niyetli-Neşter deyince, estetik ameliyat bir özden yabancılaşma, yozlaşma başka deyişle bir bozulma hikayesi… İzleyenleri şoka sokan, memelerin kesilip altının oyulduğu içine de silikon veya eroinin yerleştirildiği kanlı ameliyat sahneleri göz kapatma isteği doğuruyor, ama bu dizinin müdavimlerinden çok kez “arada bakıyorum” veya “aynadaki yansımadan seyrettim” gibi demeçler duyuyorum. Freud, seyircilerin Oedipus’u seyrederken ana-oğul sevişme sahnesinden irkilip, göz kaçırıp sonra yeniden bakmalarının, kendi Oedipus komplekslerini kanıtladığını ifade etmişti. Nip/Tuck’ın ameliyat sahnelerinde, diziyi pornografiye götüren Cronenberg filmleri misali bir korku ve dehşet tadı gözlemleniyor. Vücut parçalarındaki eksikliğin, bozunmanın ve ölümün verdiği hazzı, Baudrillard(2) ölümün dünyamızdan çıkarılmasına bağlamıştı. Şehir dışına itilen mezarlıklar ve bize sadece gazetelerin üçüncü sayfasında mümkünmüş izlenimi veren anormal durumlar sonucunda gerçekleşen ölüm, artık günümüz için pornografik değer taşıyordu. Seks ultra-teknolojik iletişim araçlarıyla sıradanlaşıp pornografiyi ölüme kaptırmıştı. Ama bundan öte, bir estetik ameliyatta insana dair hijyenik olmayan botoksvari bir yan var. Bu tip vücut delme-deşme sahnelerinde izleyiciyi çeken, kişinin eksikliğinden aldığı Lacanvari bir ‘jouissance’(3) (haz-keyif) da söz konusu… Lacan’a göre eksik olmadan ‘bütün’ olana dair bir fantezi veya ‘ütopya’ yaratmamız mümkün değil. Yani yaralarımız, kesiklerimiz ve eksiğimiz kadarız; çünkü onlar olmadan ulaşacağımız bir fantezimiz yok. Bu anlamda Nip/Tuck’ın ‘estetik ameliyat’ sahneleri bize haz veriyor; çünkü açılan yaralar fantezide tamamlanacak. Ameliyat sahnelerindeki doktorlara özgü giyim-kuşam, tekrarlanan el yıkama hareketleri ve arkadan verilen müzik, şiirsellikten yoksun bir ‘tamamlanma’ ayininin ritüelleri olarak karşımıza çıkıyor. Ünlü yönetmen Cronenberg’in filmlerinden Crash’te hızla çarpışan arabaların vaat ettiği karakterlerce arzu edilen ve kutsallaştırılan bozulma ve onun en yüksek kademesi ölüm de yine bir dini resmediyordu. Crash’teki karakterlerin kendi vücutlarında yarattıkları her yara, tahribat ve bunun gibi her eksilme ve yerine konulan insan yapımı yapay metalik parçalar, vücudu ölüme yakınlaştırıyordu ve bu sayede insan, Tanrı yapımı bir vücuttan sıyrılıp kendi kurduğu ‘bütün’den, ‘öz’den ve ‘tamamlanmış fantezi’den ayrı olan bir başka vücutta ‘jouissance’a yani hazza ulaşıyordu. Nip/Tuck’ta insanlar estetikçilerin elinde vücutlarını yapaylığa kaydırarak ve teknolojinin ve tıbbın olanaklarından yararlandırarak özden ve tümden ayırıyorlar. Burada yine bir ‘yapaylık’ ve ‘ölüm’ bileşkesi mevcut; çünkü ölüm bir anlamda da çözülmeyi ve doğal olan tümden ayrılıp bozulmayı gerektirir. O yüzden de Star Wars karakteri Darth Vader ölmüştür; çünkü artık neredeyse tamamen bir makinedir veya Terminatör alevlerin içinden yarı erimiş metalik parçalarıyla çıktığında seyirciye bir zombi görmüş hissiyatını uyandırır. İşte bu yüzden estetik ameliyat bir ölüm-doğum meselesi… Yine Cronenberg’in Videodrome’unun da baş karakter Max, ilk başta onu yöneten ve vücuduna onun karnını deşerek giren kasetleri daha sonradan Bianca’nın dediği gibi pozitif bir oluşuma döndürüyor ve sanal dünyaya geçerek tümden etçil varlığından sıyrılıyor. Çünkü “videoword made flesh” yani başka bir deyişle video kelimesi yani teknoloji “yeni ve yapay et” yapar. Fiziksel olarak geçirdiği her değişim onu etçil vücudundan azat eder ve fantezi yaratır. Yine Max’in karnında oluşan dev bir vajina misali kaset giriş yarığı, Nip-Tuck’ın estetikçilerinin ameliyat sahnelerinde açtığı kesiklerle birebir örtüşür.

Özden ayrı, yozlaşmaya niyetli Nip-Tuck vücut görselliğini merkez alarak fantezinin çıktığı yere bizi götürüyor: nihai eksiklik… Bu eksiklik, ‘esas’ın ve ‘öz’ün olmadığı postmodern görsel tüketim çağında vücut buldu… Ama keyif (jouissance) de özden ayrı bu görüntü çağında, en büyük fantezinin olduğu yerde var oldu.

1. Michel Foucault, (1971) Nietzsche, la généalogie, l'histoire'. In Dits et Ecrits vol II. Paris: Gallimard, s. 143
2. Jean Baudrillard, (1982) Simülakrlar ve Simulasyon, Doğu-Batı Yayıncılık
3. Slavoj Zizek, (1989) The Sublime Object of Ideology, Verso
(1999) İdeolojinin Yüce Nesnesi, Metis Yayınları, s.88-91

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s